Karım Sevda – Bir Şarap Bağı gezintisi…
Bir Şarap bağı gezintisi…

Swinge tekrar dönüş hikayesi ile başlayan hikayeler&yaşadıklarımız serimizde tüm yaşananları Metin anlattı. Bu defa bu hikayeyi ben “Sevda” anlatacağım.

Swinge tekrar dönüş hikayemizde anlattığımız gibi uzun süredir görüşmediğimiz arkadaşlarımızı görmek ve yeniden birşeyler yaşamak için Haziran ayının ortaları gibi bir zamanda İzmir’e geldik ve Enver & Nuray ile harika bir Cumartesi gecesi gece yaşadık. Bunu Metin daha sonra anlatacak. Ancak ben size ertesi günü İstanbul için yola çıktığımızda yaşadığımızı anlatacağım.

Enver’lerle yaşadığımız güzel gecenin ardından hepimiz öğle civarında uyandık. Herkesin yüzünde gülümseme vardı ama en belirgini ise bendeydi. Ben bunun böyle keyifli olacağını, tekrar eski havamı bulacağımı, erkekler tarafından ilgi gösterileceğimi hiç sanmaz iken yine gecenin en çok sikişeni, en çok sikileni, en çok orgazm olanı olmuştum. Sadece 2 erkek değil Nuray da beni sikmeye yeltenmişti. Hepsini en ıslak yerlerinden tekrar tekrar öpüyorum.
Kahvaltıdan sonra İstanbul’a dönmek için yola çıktık. Tam bu arada İzmir Kuzey Otoyolunun açıldığını gördük ve bu yolu deneyelim diyerek Bornova’dan otoyola bağlandık. Tünelleri geçerken Metin “Ömer Foça’da yaşıyordu, istersen arayalım, ortak bir noktada buluşup kahve içelim mi, ne dersin” diye sorunca bir an boş bulunup “tabiiki, neden olmasın” dedim. Bunu söyledikten sonra “bunu ben mi söyledim” diye de düşündüm, ama söz ağzımdan çıkmıştı. Metin, Ömer’i aradı, İzmir’den İstanbul’a döndüğümüzü söyleyince hem bir kahve içmek ve hem de kendi yaptığı şaraplardan örnek vermek için yol üzerinde ortak bir noktaya gelebileceğini söyledi. Buluşma yerini kararlaştırdık ve yaklaşık 30dk sonra güzergah üzerinde bulunan tanınmış bir Kahve dükkanında buluştuk. Ömer’i uzun yıllardır görmüyor, nadiren Skype de sohbet ediyorduk. Hatta son birkaç yıldır hiç görüşmemiştik bile… Sempatik, olgun ve espritüel kişiliği sadece saçları biraz daha beyazlaşmış olarak aynen duruyordu. Merhabalaşırken dudağıma yakın kondurduğu öpücük ile kulağıma fısıldama sesi beni taaaaaaaa eskilere götürüp, heyecanlandırmaya yetmişti. Hatta amcığımın hafifçe ıslandığını bile söyleyebilirim. Önce biz yaşadığımız zorlu süreçleri bir çırpıda anlattık, sonra da Ömer İstanbul sonrası Foça’daki yaşamını. Elbette benim çok sevdiğim şaraplardan birkaç şişe getirmişti. “Aradığınız da şaraplık üzümleri yetiştirdiğimiz bağa gidiyordum, ne yalan söyleyeyim uzun süredir Sevda’yı görememenin ve iletişim kuramamanın üzüntüsü vardı. Yaşadığımız onca güzel gecelerin ardından bu ayrılığın bu kadar ani ve uzun olması beni son derece üzdü. Ama şimdi sizi aynı mutlu şekilde görünce çok sevindim. Hemen bırakmak istemem, bağda biraz işimiz var, hafif birşeyler da hazırladık. Meyvelerin ve çiçeklerin de tam zamanı, size ancak birkaç saatlik bir zaman kaybettirir. Sizi bağa davet ediyorum” deyince önce karar veremedik. Metin ile birbirimize baktık, biz hafta sonu eğlenmeye gelmiştik, neden olmasın dı ki.. Gündüz gözüyle bağı görecektik. Ayrıca ben daha önce hiç böyle bir üzüm bağı da görmemiştim. Sevgili Kocacığım düşüncelerimi anlayarak “tamam, Ömer, geliyoruz” deyince hemen kalktık.

Peşpeşe araçlarla bağa geldik. Anayoldan oldukça içeride 50 dönüm büyüklüğünde, çevresi nerdeyse 1km olan bir bağ idi. Birkaç işçi traktörün peşinde çalışıyor, otlar temizleniyordu. Bağ sahibi Ömer’in arkadaşından başka da kimse yoktu. Bağın çevresinde çok sayıda meyve ağaçları ile kümelenmiş Lavanta çiçekleri hemen dikkat çekiyordu. Ben daha önce böyle bağların sadece yanından geçmiş ama içine hiç girmemiştim. Kendi Arabamız ile İstanbul’a döneceğimiz için üzerimde de Kırmızı çiçekli ve askılı dizimin üstünde sayılabilecek rahat bir elbise vardı. İçimde tangam ve sütyensiz idim. Bunları biran düşününce doğal bir ortamda rüzgarın eteklerimi havaya kaldırması ile nasıl bir durumun ortaya çıkacağını o an düşündüm ve içimin sıcacık ürperdiğini hissettim. İşin ucunda rezil olmak ta vardı ama biraz dikkatli olunca bunun sorun olmayacağına karar verdim. Bağa girip araçları park edince Ömer bizi bağ sahibi ve onun kalfası ile tanıştırdı. Semaver de çay hazırdı hemen birer bardak çay ikram ettiler. Çayı içerken bir çırpıda Ömer bağı anlattı, hangi cins üzümlerle ne tür şarap yaptıklarını, meyve ağaçlarını falan. Bu arada Metin, bağın sahibi ile derin bir sohbete dalmış ve hatta şarap içmeye bile başlamışlardı. Metin “Karıcığım bak senin en çok sevdiğin şaraptan” diyerek koca bir bardak şarabı elime verdi. Şarabın tadı ortamdanmıdır, şaraptanmıdır tam emin olamadım ama çok güzeldi ve inanın koca bir bardak şarabı tulum peyniri eşliğinde bir çırpıda bitirdim. Bu kadarcık hızla içilen şarap Şarap beni rahatlatmıştı Bu arada Ömer bana bağı gezdirmeyi önerdi. Yanıma sadece fotoğraf çekebilmek için telefonumu alırken Metin’in göz işaretiyle “karım sana emanet, kurda kuşa yem etme” diye gülerek Ömer’e laf attığını gördüm. Ömer’de “merak etme, karına iyi bakacağım, hem de çok iyi” diye sadece Metin ve benim duyabileceğimiz bir şekilde yanıtladı. Üzüm bağında gerçekten son derece güzel ve doğal bir ortam vardı. Uzaktan gelen traktör sesi ile birkaç işçi sesinden başka sadece kuş sesleri ve arı vızıltıları duyulabiliyordu. Etrafta bulunan tüm çiçekler ve ağaçlar çok güzel görüntü ve kokular yayıyorlardı. Ancak Lavanta çiçekleri çok ilgimi çekmişti. Öbek öbektiler ve etrafa yoğun bir koku yayıyorlardı. Arılar ve kelebekler üzerlerinde dans ederek uçuyorlardı. Koklamak ve birkaç tane koparmak için biraz eğilince arkamdan gelen hafif bir rüzgâr eteğimin havalanmasına yetmişti. Ömer’in “vaayyyyyyy, harikasın canım. Eski formundan hiçbir şey kaybetmemişsin. Kalçaların hala taş gibi görünüyor” sesi ile biranda neye uğradığımı şaşırdım. Yüzüm kızararak hemen doğruldum, bozuntuya vermeden ve duymamış gibi yaparak lafı karıştırdım. Aslında Ömer’in sözleri hoşuma da gitmişti. Biraz daha yürüdük, bir kayısı ağacının yanında durduk, olgun kayısılardan birkaç tane toplayıp yedik. Kayısı koparmak için uzanırken sütyensiz memelerimin hareketi de Ömer’in gözünden kaçmamıştı. Yürümeye devam ediyorek bağın giriş bölümüne en uzak bölgesine geldik Etrafa baktığımda herkes çok uzakta ve kendi hallerindeydi. İçim de de bir kıpırtı oluşmamış değil di hani. “Ahhhh… Ömer, sen esk**en olsa bırakmaz burada beni sikerdin… hadi, denesene” diye içimden geçirerek bir başka ağacın önünde durduk. Şeftali ağacı idi. Çok irileşmemişlerdi ama olgunları vardı. Tadına bakmak için kopardığımızda Ömer “hımmmm… henüz olmamışlar. Senin şeftalin daha tatlı ve suludur” dedi… Gerçekten de şeftalim sulanmıştı…. “Az daha sabret Sevda” dedim, kendi kendime… ve yürüdüm. Ömer arkamdan geliyor ve kalçamı izliyordu çünkü arada laf atmaya, kalçalarım üzerine espriler yapmaya devam ediyordu. Büyük bir ağacın yanına geldik. Çok büyük ve iri yapraklı bir ağaçtı. Ömer “Bu Karadut, şimdi en lezzetli olduğu zaman. Mutlaka tatmalısın, ama dikkat et lekesi kolay kolay çıkmaz, sadece yaprakları ile silmen gerekir” dedi. Ancak aşağılarda çok yoktu ve birkaç dal çıkmam gerekiyordu. Ben ise hayatımda hiç ağaca çıkmamıştım “Ömer, ben hiç ağaca çıkmadım, sen toplarsan ben yerim” dedim. Ömer “hayır Sevda, madem hiç ağaca çıkmadın, bu ilk olsun ve ben sana yardım edeceğim” dedi. Ağaca yaklaştım, arkamda Ömer, bir dala uzanarak tutmamı söyledi arkadan da kalçamdan beni kaldırarak bir dalda sağlam bir şekilde durmamı sağladı. Bir elimle dal tutarken diğer elimle olgunlaşmış karadutları koparıp yemeye başladım. Gerçekten çok lezzetlilerdi. Kendimi kaybetmiş bir şekilde dut yemeye devam ediyordum ki Ömer’in beni ve kalçalarımı izler gördüm. Sikinin sertleştiğini ağaçtan bile fark ediyordum. “Sen dut yemeyecekmisin” dedim, yaklaşarak “ben senin dutunu istiyorum” dedi, güldüm…. Sonra o da bir başka dala çıktı ve birlikte karadut yemeye devam ettik. Bu arada parmaklarımız ve dudaklarımız değil başka yerlerimizde dut lekesi ile lekelenmişti. Dudaklarımla, dilimle parmaklarımı temizlemeye çalışıyordum ama çıkmıyordu.. ”Ömer’ciğim İneceğim, yardım edermisin” dediğimde, geldi, kalçamdan adeta okşayarak tuttu. Bende inerken ani bir hamle ile dönüp Ömer!in dudaklarına yapıştım.… aman tanrım…. Nasıl güzel bir heyecan ve tat idi bu…. Ağzındaki lezzetli dutların tadı ile Ömerin dili ve dudakları yer değiştirmişti. Ömer hızlı bir şekilde beni kimsenin görmeyeceği bir şekilde ağacın arkasına çekti ve kucaklayarak ateşli bir şekilde öpmeye devam etti. “Bebeğim çok beklettin, çok özlettin. İstanbul seninle sikiştiğim günden bugüne çok çiftin kadını ile beraber oldum ama senin tadını, kokunu sevişmeni, sikişmeni unutamadım. Sen nasıl güzel bir orospusun. Senin amcığın tadı ile dudaklarının ateşi hala sikimin üzerinde duruyor” diye konuşurken eteğimin altına daha doğrusu içine girdi ve amcığımı emmeye yalamaya başladı. Açık havada, bir ağacın altında ayakta ve doğal bir ortamda ilk defa amcığım yalanıyor, emiliyordu. Ömer zaten bu konuda tanıdığım en iyi am yalayan erkeklerden birisiydi. Ağaca yaslandım ve gözlerimi kapayarak Ömerin işini yapmasına izin verdim. Harika yalıyordu, Serin rüzgar bir taraftan saçlarımı uçuştururken bir taraftan amcığımın kumanda ettiği beynimi de bir erkek uçuruyordu. Harikaydı ve Ömer’in ağzını kadınlık sularımla doldururken sarsılarak boşalmıştım bile.

Tüm bunlar bir anda olmuştu ve Metin ile evlendikten sonra onun haberi olmadan (her ne kadar Metin, beni Ömer’e emanet etmişti :)))))) ama) ilk defa bir erkekle öpüşmüş, amcığımı emdirerek boşalmıştım. Metin’in bugünün öncesinde bilgisi olduğu birkaç erkekle sevişmem olmuştu, hatta bunlardan birisi de Ömer idi ama şimdi durum farklıydı. Her ne kadar Metin ile Ömer imalı konuşmuş olsalar da bu durumu bir şekilde mutlaka Metin’e anlatmalıydım. Özellikle seks yaşamından soğuduğum bu son birkaç yıldan sonra bu kadar hızla seks yaşamına dönmem bir anda beni duygusallaştırdı. Hemen Ömer’in gözlerine bakarak telefon ile Metin’i aradım. “Aşkım, bil bakalım şu anda ne yapıyoruz?” Metin “Sikişecek haliniz yok sanırım, ya meyve yada çiçek topluyorsunuz” dedi. Telefonu elimden alan ve sesi dışarı vererek konuşan Ömer, “Dostum, acele gel. Burada çok güzel bir dut ağacı var, Sevda topladı, yedi ve şimdi bana yediriyor. Ama sen olmadan hiç lezzeti yok. Harika tatlı, hadi, çabuk gel, ben daha fazla yemeden seni bekliyorum” dedi. Metin “wooowwww süper. Bunu duyduğuma çok sevindim, karımın dutu çok tatlıdır. Siz ara vermeyin, beni beklemeyin keyfinize bakın” dedi ve telefonu kapattı. Rahatlamıştım. Sevdiğim adam, Kocam bana Ömer ile sevişmeme devam etmek için izin vermişti. “Kocama aşığım, onu çok seviyorum” diyerek tekrar Ömer’in dudaklarına yapıştım. Ömer’de boş dururmu… Hemen elbisemin askılarını indirerek memelerimi ortaya çıkardı ve onları emmeye, ısırmaya başladı. “Aslanım benim, erkeğim ye memelerimi, em, ısır onları. O memeler kocam ile senin… ohhhhhhhh… harikasın canım…” diye başını memelerime bastırmaya başladım. Ömer memelerimi emerken eli de boş durmuyor amcığımı okşuyor, seviyor arada da parmağını içine sokuyordu. “aman tanrım… ne harika bir duyguydu bu… neden birkaç yılımı boş geçirmişim….” Diye düşünüyor adeta boş, seks yapmadan, sikişmeden geçirdiğim zamanın intikamını alırcasına tüm benliğimle sevişiyordum….”Ahhhh… Metin de gelse, keşke iki erkek beni birlikte sikseniz…. Ohhhhhh… erkeklerim benim…” diye konuşarak sevişmeye devam ediyorduk. Ben birkaç kez daha boşaldığımı hissettim ama Ömer hala dimdik idi… Eğildim, Kapri pantolonunun önünü açtım ve sikini elime aldım. Taş gibi sert ve ateş gibi yanıyordu… “Ohhhh bebeğim… senin dudaklarını, dilini bu sikim nasıl özledi bilemezsin… Sen tanıdığım kocasının en güzel orospususun, fahişesisin… Sizleri iyi ki tanımışım…ooohhhhhhhhh” diye Ömer gözleri kapalı konuşurken Dilimle sikini adeta yeniden keşfediyor gibiydim. Diğer elimle taşaklarını okşuyor hatta götüne doğru hamleler yaparak onu azdırıyordum. Sikinin tamamını dudaklarım ve dilimle severken “geliyorum bebeğim” dedi. Gözlerine bakarak “ağzıma boşalabilirsin” işaretini vermemle ağzıma boşalması bir oldu. O kadar doluymuş ki dölleri nerdeyse ağzımdan taşacaktı….Sikini yavaşça elime aldım, ağzımdakileri kenara boşalttıktan sonra ayağa kalktım ve Ömer’in dudaklarına yapıştım. Karadut tadı, döl tadı, amcığımın tadı karışmış harika bir koku ve tad armonisi oluşmuştu. Ömer, “bebğim inan harikasın, sen müthiş bir kadınsın, Metin de sende birbiriniz ile beraber olduğunuz için çok şanslısınız” diyerek sıkıca beni sardı ve alnımdan öptü.

Tam o anda “Dut ağacı bumuymuş” diye Metinin sesini duyduk. Ona doğru dönmemiz ile Metin’in gülmeye başlaması bir oldu. Meğerse ömer ile ikimizin dudaklarımızın ve ellerimizin değdiği hemen her yerimiz dut lekesi olmuş. Bizde gülmeye başladık. Metin, yanıma geldi “nasılsın karıcığım” dedi ve direk dudağıma yapıştı, uzun uzun emdi ve öptü. “Hımmm…. bu dudaklarda ne güzel tatlar birikmiş böyle. Bana da kısmet oldu” diyerek ikimize de adeta teşekkür etti. Ama ben kocacığımı tanımazmıyım, böyle söylemesinin anlamı ”haydi devam edelim” idi ve elimi sikine atınca onun da sikinin sertleşmiş olduğunu gördüm. Ömer bizi izlerken ben de Metin’in sikini dışarı çıkardım ve az önce yaptıklarımı sevgili kocamın sikine yapmaya başladım. Emiyor, dudaklarımın arasında kaydırıyor, dilimle daireler çiserken diğer elimle taşaklarını okşuyor ve götünü hafiften parmaklıyordum. Bir anda birkaç yıl önceki orospu Sevda olduğumu hissettim. Bu beni daha da azgınlaştırdı. “Ömer, haydi gel.. tekrar getir sikini” dememle Ömer’in sikini ağzımda buldum. Artık ağzımda iki sik vardı. Birisi Kocamın en çok sevdiğim sik, diğeri de dostumuz, sırdaşımız Ömer’in siki. İki ayrı ama iki güzel lezzet ve tat ağzımdaydı. Mutluluk ve zevk sarhoşu idim adeta. Keyifli iki siki emdim ve hazır olduklarını anladığımda Ömer’in önünde domaldım, eteğimi kaldırdı, tangamı kenara sıyırarak göt deliğim ile amcığımı emmeye, yalamaya başladı. Amcığımın suyunu diliyle göt deliğime taşıyarak oraya ıslatmaya başlamasıyla ne yapacağını anladım. Ohhhhh”Ömer yine eskisi gibi götümden sikecek… ooooffffff ne güzzeeelllllll” Kocacığımın dün gece çok çalışan ve yorulan sikini tekrar ağzıma alarak emmeye başladığım anda Ömer’in önce amcığıma sokup birkaç gidip gelmeyle islattığı sikini götümde hissettim. “Oooohhhhh erkeklerim benim… amcığımı da götümüde siz sikin. Sevda’nız sizi seviyor. Onu farklı yerlerde farklı sikin, hatta siktirin. Erkeklerim benim…. Ooohhhhh…. Hayvan gibisiniz… aygırlar, atlar gibisiniz… ohhhhh…” diyerek hem ağzımda emdiğim sikten ve hemde götümdeki yarraktan zevk alarak birkaç kez daha boşaldım. Kocam da ağzıma boşalmıştı. Kocacığımın tüm döllerini gözlerine bakarak yuttum. Ömer de götüme boşaldı. Ağzım kocamın döl tadı ile doluyken her iki sikicim ile kucaklaşarak üçümüz aynı anda dillerimiz ile dudaklarımız birbirine kenetlenerek öpüştük.

Terlemiştik. Birer sigara yaktık. İki erkeğe de sarıldım, dudaklarına teşekkür küçük teşekkür öpücüklerini kondurduktan sonra Metin “Yemek hazır, onun için gelmiştim ama buradaki yemek nefisti” diyerek gitmemiz gerektiğini belirtti. Birlikte üzerlerimizi toparladık, bu arada Ömer’in imalı, esprili lafları ile gülümseyerek birkaç dut daha yedik. Bağda hazırlanan masaya doğru yola çıktık. Bu defa sevgili kocacığımın kolunda idim ve çok mutluydum.

Yemekte bağdan koparılan taze sebzeler, peynir zeytin ve zeytinyağı ile kendi üzümlerinin şarabı vardı. Metin araç kullanacağı için bir kadeh tadımlık içti ama ben nerdeyse yarım şişe şarap içtim. Birkaç şişe şarap ta evde içmek üzere arabamıza şaraplarımızla birlikte herkese teşekkür ederek aracımıza bindik. Bağ bozumu şenlikleri için yapılan daveti kabul ederek mutlaka geleceğimiz sözünü verdik. Elbette benim aklımda Ömer ve/veya başka dostlarla, olmuş üzümlerin arasında neler yaşanabilirin senaryosu kurgulanmıştı. Gösterilen misafirperverlik ve ikram edilen her şey harikaydı. Kısa bir hafta sonu olarak planladığımız “Swinge geri dönüş”ümüz müthiş bir lezzet ve keyiflerle bitmişti. Bundan sonra nerde ve kimlerle nasıl bir sikiş yaşayacaktım gibi düşüncelerde Aşkım araç kullanırken ben uyumuş ve evimize nasıl geldiğimizi anlamamıştım. Metin site otoparkında arabadan inmeden gülümseyerek “Aşkım, seni çok seviyorum. Sen benim hem karımsın, hem de bu dünyadaki en güzel orospumsun. Sonsuza kadar birlikteyiz” demesi beni inanılmaz mutlu etmişti. Evet canım kocacığım, “bende seni çok seviyorum. Seni tanıdıktan sonra hiç aldatmadım ve aldatmayacağımdan da emin olabilirsin Aşkım” diyerek sarıldım ve öptüm.